2 Temmuz 2015 Perşembe

1993 ve Madımak oteli

Cumhuriyet tarihinin en karanlık en kötü geçen yılı nedir diye sorsalar şüphesiz 1993 senesi derdim. Malum sene devlet kademesinden birçok önemli şahsiyet (Adnan Kahveci, Turgut Özal, Eşref Bitlis, Cem Ersever...) suikast kokan olümlerle hakkın rahmetine kavuştu. Bu suikastlerin üstüne bir de Bingöl'de 33 askerin kuşuna dizilmesi, Erzincan'ın Başbağlar köyünde 33 kişinin pkk tarafından öldürülmesi, Sivas'ta Madımak otelinin ateşe verilmesi sonucu 35 kişinin göz göre göre hayatını kaybetmesi gibi olaylar yaşanmıştır. Birbiri ardınca gelişen bu olaylar tesadüfle açıklanamayacak kadar vahim ve insanı yaralayan acılar olarak tazeliğini korumaktadır.

Bugün de Madımak oteli katliamının yıl dönümü o günle ilgili belgesellere bakınca nasıl bir akıl tutulması yaşandığına inanmak çok güç ne için toplandığı, gerçek amacının ne olduğu anlaşılamayan ve çığ gibi artan bir kalabalık, devlet eli kolu bağlı izlemiş olayı, otel yakılmış 35 kişi hayatını kaybetmiş otelde bulunanların bir kısmı otelin yan tarafındaki binada bulunan BBP liler tarafından kurtarılmış.

İşin bana en tuhaf gelen tarafı ise şu oldu; otel ateşe verildikten sonra öfke dolu kalabalık (sözde islama hakaret gerekçesiyle öfkeliler sergiledikleri davranışın islamla alakası yok Aziz Nesin'in kurduğu 3-5 cümleye kızıp olayla ilgisi olmayan kişilerin canına kastetmek hatta bu nedenle Aziz Nesin'in bile canına kastetmek din ile açıklanamayacak bir durumdur) valilik binasına yönelmiş, vali umudunu kesmiş artık bizi öldürecekler diye düşünüyor çünkü dışarıda 15 bini aşkın kişi var,  o esnada valinin yanında bulunan rütbesini hatırlamadığım bir paşa, emrinde 18 kişilik özel bir birliğin bulunduğunu ateş emri vererek valilik binasına gelmelerini, kalabalığı dağıtmalarını isteyeceğini söylüyor ve dediğini yapıyor askerler gelip kalabalığı dağıtıyor. İşte o zaman ben de şunu soruyorum "kendi canınız tehlikeye girince mi aklınıza geldi kalabalığı nasıl dağıtacağınız önceden yapsaydınız o insanlar da ölmeseydi fena mı olurdu?" 

Beni üzen bir başka şey de bu talihsiz olayı gerçekleştirenlerin attıkları sloganlarla işi dine mal etmeleri oldu. Bu kara leke Türkiye'de yaşayan dinine gerçekten bağlı insanların da omzuna yüklenmiş oldu. Her yıl dönümünde yobaz müslümanların katlettiği 35 kişi deniyor...ne yazık!

Millet olarak çok duygusalız, çabuk galeyana geliyoruz, olayların nedenini çok fazla sorgulama ihtiyacı hissetmeden bir grubun peşine takılıyoruz sonra da geri dönmesi zor oluyor. Yakın zamanda yaşanan Gezi parkı olayları da buna benzer bir yapıya sahiptir.
Zira tarih tekerrürden ibarettir ve tarihinden ders alamayan toplumlar aynı acıları yaşamaya daima mahkumdur!!!

Bu konu bu kadarla bitecek gibi değildir elbette, 1993 yılını 3-5 satırla anlatmak imkansız... şimdilik anlamamız gerek tek şey  sukunet, akl-ı selimle hareket, içimizde heyecanlara hiç gerek yok. Başka Türkiye yok çünkü ya hep birlikte birbirimizin değerlerine saygı duyarak yaşamayı başaracağız ya da birbirimizi yıpratarak yok olacağız!!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yabancılaşmak

İnsanoğlu alem bir varlık doğrusu. Zamana göre nasıl da değişiyor. Hem fiziksel, hem ruhsal... hiç kimse başladığı gibi bitiremiyor hayatı....