İnsan en çok sevdiğine kırılır diye bir söz vardır ve hakeza
doğrudur da… Nafile bir sebepten küsüp yıllarca barışmayı bilemeyen anne-baba
ile çocuklar arasındaki ilişkiyi de böyle açıklarım kendimce. Nihayet bir
kişiyi en çok anne babası sevebilir bu nedenle de en çok onlar kırılabilir,
kırılma derecesi ne kadar derin olursa o yaranın iyileşmesi de o kadar zor
oluyor. Ne yazık ki bu şekilde hüzünlü akıp giden pek çok hayat yaşanıyor ülkemizde. Aslında 'ömür kısa bir gün mecburi ayrılık olacak zaten öncesinde ayrı düşmeye
gerek yok hem de varlık sebebi olan insanlara' diye düşünerek hareket etmek lazım.
Bir de arkadaşlarımız
vardır böyle çok sevdiğimiz bu nedenle de kırılmaya meyilli olduğumuz. Bir zamanlar üzerine titrediğimiz ya da üzerimize titreyen insanlar...sonra da bir bakıyoruz ki araya mesafeler, zaman girmiş ve kaybolmuş o muhabbet, o sevgi.
Çevremde çok samimi insanlar görünce hep 3-5 sene sonrasını
o kişiler için gözümün önüne getiririm, bu samimiyet o zaman yerini zoraki bir
muhabbete bırakacaktır diye düşünürüm. Ne yazık ki çoğunlukla da haklı çıkarım.
Çünkü arkadaşlıklar ortak bağlara dayalıdır, ortak konular azaldıkça arkadaşlık
da biter. Eskiden “dost” kavramı vardı akla vefayı getirirdi ve de çok güzel
bir şeydi. Günümüzde o vefa pek kalmadığı için ben bu kavramı artık
kullanmıyorum. Daha doğrusu günümüzdeki riyakar ilişkilerde kirlensin
istemiyorum. “dost” kavramı mazide o eski anlamlı haliyle kalsın daha iyi
bence. Mesela “baba dostu” diye bir kavram vardı… ne kadar güven verici bir
kelimeydi o zamanlarda “dost” …
şimdi ise aşık veysel’in deyimiyle
“Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim
sadık yarim kara topraktır.
Beyhude
dolandım, boşa yorumdum.
Benim
sadık yarim kara topraktır.”
Her şeyin yapay ve sanal olduğu günümüzde arkadaşlıklar da
böyle artık gelip geçici. Neyse fazla düşünmemek en iyisi ama dikkatli olmakta
da fayda var bugünün dostu yarının düşmanı oluveriyor nedense .

