18 Eylül 2017 Pazartesi

11.22.63

Yine etkisinde kaldığım bir mini diziyi paylaşmak istedim.
Dizinin adı başlıkta görüldüğü gibi bir tarihten ibaret, ABD başkanı Kennedy in öldürüldüğü tarih yani.

Dizide kahramanımız 2016 yılında yaşarken 1960 yılına gidebileceği bir geçit olduğunu öğreniyor. Kendisine bu geçidi gösteren dostunun isteği üzerine 1960 yılına giderek Kennedy suikastine kadar o yıllarda yaşamasını ve suikasti önlemesini istiyor.
Kahramanımız önce bu fikri saçma bulsa da dostunun bu konudaki çabası ve kendisinden son dileği olması hasebiyle kabul ediyor ve kendini 1960 yılında buluyor.
Fazla detaya girmeyeceğim bir sürü olay yaşıyor. Bununla birlikte o dönemin havasını epey hissettiriyor; arabalar, kostümler harika...
Dizinin finali şahaneydi anlatılmaz yaşanır cinsinden sırf final için bile izlemeye değer diyorum.



Diziden aldığım mesaj: geçmişi fazla kurcalamamak lazım her şey olması gerektiği gibi yaşandı ve bitti.Bazı durumlara müdahale şansımız olsa, değiştirebilsek yeni durumun nasıl sonuçlar doğuracağı meçhul İyisi mi mevcut halimizin en hayırlısı olduğuna yürekten inanalım :)

15 Eylül 2017 Cuma

Mini dizi önerisi

National Geographic tarafından hazırlanan, ünlü fizikçi Einstein'ın hayatını anlatan, belgesel tadında olduğu iddia edilen "genius (deha)" dizisi bir süredir herkesin dilinde olaması hasebiyle benim de dikkatimi çekti.


Dizi 8 bölümden ibaret olmasına rağmen yeterli bir anlatıma sahip. Einstein' in öğrencilik yıllarından başlayarak Almanyadan ayrılışına kadar olan yaşamını anlatıyor.
Aynı zamanda o dönemin ünlü bilim adamları da satır aralarında yer alıyor. Örneğin Pierre- Marie Curie çifti ile ilgili güzel replikler var. En güzeli ise nobel ödülüne layık görülen Pierre Curie'nin eşi dahil olmadan ödülü kabul edemeyeceğini bildirmesiydi. 


(Lafı açılmışken Marie Curie ile ilgili burada bir parantez açarak  biraz bilgi vermek istiyorum. Belki birilerinin özel ilgi alanını oluşturabilir. Madam Curie nobel ödülünü alan ilk kadın bilim insanı olarak bilinir. Hatta bu ödüle 2 kez layık görülmüştür. Kendisi eşi ile birlikte bugün kimyada çok bilinen Radyum elementi ile Polonyum elementini keşfetmiştir. Bununla birlikte radyoaktif maddelerle ilgilenmesinin sonucu bu maddeler dolayısıyla hastalığa yakalanmak olmuştur. )

Dizide gördüğümüz kadarıyla Einstein müthiş bir hayal gücüne sahip, düşündüklerini hayalinde canlandırarak fikirler edinme konusunda başarılı. 
Gittiği bilim enstitüsünde kendisine rakip olabilecek bir kadına aşık oluyor. Mileva Maric adındaki bu kadın sırp asıllı, idealist ve çok başarılı bir fizikçi. Zaten Einsteinle eğitim aldıkları yıllarda tatlı bir rekabet içerisinde olmuşlar ve aslında Einstein kadının zekasına aşık oldu denebilir. Evlenmeleri sonrasında çalışmaları birlikte yürütmüşler. Dizide gerçekten de Mileva, Einstein'a büyük katkı sağlıyor. Oysa Einstein yazdığı makalelerde Mileva'dan hiç bahsetmiyor. 


Bu konu aralarında kısa süreli bir soruna yol açıyor derken başka sıkıntılar oluyor ve Albert Milevadan uzaklaşarak kuzeni Elsa'ya aşık oluyor 2. evliliğini de bu kadınla yapıyor. Mileva'dan 2 oğlu oluyor, boşandıktan sonra çocuklarını göremiyor ve çocuklarından birine şizofren teşhisi konuluyor.
20. yüzyılın dehası ama özel hayatının biraz sorunlu olduğu görülüyor.
Almanyada yükselen nazi faşizmi,  yahudi asıllı olan Einstein'in kendini güvende hisssetmemesine neden olur ve ülkeyi terk etme kararı alır. Dizi bu şekilde sonuçlanıyor. Ama arada anlatılan çok keyifli hikayeler var. Bilim insanlarının birbirlerine karşı olan kıskançlığı, bilimin olumsuz sonuçları gibi. O nedenle muhakkak izlenilmeli diye düşünüyorum. 

NOT: Bazı sahneler +18 olabilir ama çok değiller

14 Eylül 2017 Perşembe

bir anı

İlkokul ve ortaokul yıllarımda bulunduğum yerin nüfusunun az olmasından kaynaklı olacak ki hep parmakla gösterilen başarılı bir öğrenci olmuştum.
Bununla birlikte zaman zaman ukala sayılabilecek tavırlarım da oluyordu.
Başarılı öğrencilerden beklenenin aksine benim kitaplarla hiç ilgim yoktu. Bildiğin kitap okumaktan kaçınan bir öğrenciydim.
Kitap okumaya teşvik etmek isteyen din kültürü öğretmenim her hafta elinde o yaşa uygun klasiklerden biriyle geliyordu, kitabı bana verip bir hafta içinde okumamı tembihliyordu. Ben de her defasında okumadığım halde okudum diyerek kitabı iade ediyordum kendisine.
Ta ki bir gün elinde Charles Dickens'a ait Oliver Twist kitabıyla gelene kadar.

 Öğretmenim bu sefer bana "bu kitabı okumanı ve bana ayrıntılı bir şekilde anlatmanı istiyorum" dedi. Sanırım kitapları okumadan verdiğimi anlamıştı.
Kitabı aldım bir yandan da kim okuyacak şimdi bunu düşüncesiyle eve gittim. Ama çare yok okunacak artık. Şöyle ufaktan bir başlayayım dedim birkaç sayfa okurum. Derken kitap bitiverdi. Anlatılan hikayenin çekiciliği mi yoksa yazarın şahane üslubu mu bilmiyorum. Kitaplara karşı olan tavrım biraz da olsa kırıldı ve elime geçen kitapları merak etmeye, okumaya başladım.
üniversiteye başladığımda ise kitapkurdu diyorlardı benden bahsederken...
Bir öğretmen bu kadar değiştirebiliyor işte hayatı üstelik branşı değilken...
Hep söylerim herkes öğretmen olabilir ama herkes insanların hayatına dokunamaz, kalıcı bir etki bırakamaz. Üzerimizde etkisini her gün hissettiğimiz öğretmenlerimizin hakkını verebilmek temennisiyle...

Yabancılaşmak

İnsanoğlu alem bir varlık doğrusu. Zamana göre nasıl da değişiyor. Hem fiziksel, hem ruhsal... hiç kimse başladığı gibi bitiremiyor hayatı....