İnsanoğlu alem bir varlık doğrusu. Zamana göre nasıl da değişiyor. Hem fiziksel, hem ruhsal... hiç kimse başladığı gibi bitiremiyor hayatı. Zaman içinde acımasız olduğu günler de geliyor, fazla vicdanlı davrandığı günler de geliyor, mutluluk, hüzün hepsi geliyor geçiyor...
Hayatımıza yeni insanlar giriyor, bir müddet yer alıyor daha sonra rolünü tamamlamış gibi çıkıyorlar hayatımızdan. Şöyle bir dönüp baktığımızda sanki hiç yaşanmamış gibi yabancılaşıyoruz anılarımıza, kendimize...
ve ben yıllar geçtikçe korkuyorum bu hayattan daha ne kadar tuhaflıklar olacak, ne kadar daha gereksiz insanlarla zaman harcayacağız, kendimizde hiç bilmediğimiz nasıl huylar çıkacak ortaya?
Değişik bir dönem şu an içinde bulunduğumuz mesela kimse kimseyi sevmiyor ama herkes samimi. İnsanlar birbirlerini sevmiyorlar ama herkesin dilinde canım, balım, hayatım sözcükleri... Kelimelerin içini boşalttık artık hiçbir kelime anlamını taşımıyor. Öylesine cümle kurmak için uygun kelimeleri seçip yerleştiriyoruz.
Aslında gerçekleşmesini istemediğimiz durumlara ayıp olmasın diye ısrar ediyoruz, ısrarımız netice verince ise kalp kırmakta bir beis görmüyoruz.
Nazik olmak, düşünceli olmak suç gibi bu devirde. Başkasının derdiyle dertlenmek diye bir adap vardı eskilerde, yakınındaki bir insan üzgünse sen de üzülürdün ne yapabilirim diye tasalanırdın. Artık öyle bir dünya yok herkesin derdi de çözümü de kendi içinde yaşanıyor.
Ben sevmedim bu dönemi... insanların ayıp olmasın diye konuşmasından yoruldum, gerçek fikrini, düşüncesini paylaşan insanlara ihtiyaç var.
Samimiyet, içtenlik, dürüstlük moda olur mu acaba bir gün? Belki böylece sahtelikler biter.

