Türk romanında klasiklerin yeri bir başka. Klasikler içinde de Orhan KEMAL'e ait romanların yeri daha ayrı diye düşünüyorum. Yazarın çok samimi, içten adeta Anadolu'nun bağrından kopan karakterlere sahip romanları var. Belki de bu yüzden romanları dizilere, filmlere (Hanımın Çiftliği, Kötü Yol, Vukuat Var, Eskici ve Oğulları, El Kızı, Devlet Kuşu, Murtaza,...) konu olmuş ve büyük başarı yakalamıştır.
İlk okuduğum romanı "Bekçi Murtaza" günümüzde de farklı versiyonlarıyla sık sık karşımıza çıkan kraldan çok kralcı diyebileceğimiz kişileri ibretlik bir anlatımla bize sundu.
Hiç görmediği dayısının vazife başında şehit düşmesinden oldukça etkilenen, onu kendine idol tayin eden Murtaza için tek gerçek işini doğru yapmaktır. Bu konuda hiçbir müsamaha, hiçbir insani iyi niyet, hayatın gerçeklerini kabul etme gibi algıları yoktur. Bu durum da zaman zaman Murtaza'yı acımasız, düşüncesiz bir karaktere dönüştürebilmektedir.
Kitaptan alınacak çok ibret var; okunmalı, görülmeli mutlaka.
Her zaman için aslolan insan olmalı, görev de insan içindir çünkü!
Yazarın okuduğum diğer romanı "Eskici ve Oğulları" ise otoriter bir baba ve aile içerisinde yaşanan sorunlar, geçim derdi, kıskançlık gibi durumların insanları nelere sürükleyebileceği anlatılıyordu.
Trablus'ta savaşırken bir bacağını kaybeden bu nedenle adı topal eskici olarak kalan bir kunduracı ile yanında çalışan iki oğlunun hikayesi. Baba oğul ilişkisinde çatışmalar, aile içi ilişkilerde çözülmeler ama ne olursa olsun ailenin insan hayatında vazgeçilmez bir yeri olduğunu anlatan bir roman. Romanın bazı yerleri bana "Gazap Üzümleri" romanını da hatırlattı. Hikaye çok benzer değil ama dünyanın her yerinde işsizlik, geçim derdi en büyük sorun heralde.
Özetle yerli roman okumak isteyenler günümüz popüler yazarlarına fazla takılmadan klasik edebiyatımıza bir göz atsalar orada Orhan KEMAL farkını göreceklerdir.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder