18 Haziran 2017 Pazar

Her Gün Bizim

Ah sen yok musun kapitalizm, varlık sebebin tüketim çılgınlığını nasıl da allayıp pullayıp sunuyorsun bize...
Nasıl da kıymeti yüksek isimler kullanıyorsun öyle; sevgili, anne, baba, kadın v.s...hepsine bir gün icat etmişsin sonra da reklamlarla gözümüze sokuyorsun. 

Gerçekten de çok önemli mi sevgililer birbirleri için artık? Kaç tanesi sevgiliyi sadece var olduğu için seviyor yoksa nefis daha mı ön planda? 
  Bu günlerde herkes kendi canını seviyor, canı için de kendine bir canan buluyor. Belki de bu yüzden "sevgililer gününe" bu kadar sahip çıkıyor. Yoksa gerçek sevginin günü mü olur? o artık her anın içindedir, gün de neymiş!

Sevgili peygamberimiz annelere verdiği müjdede şöyle buyuruyor; "Cennet annelerin ayakları altındadır" bundan daha güzel bir hediye olabilir mi? Dinimizde anneye verilen değer ortada... Bir de günümüze bakalım "anne" sözcüğü, anneler en çok ne zaman akıllara geliyor? Bu sorunun cevabı gerçekten çok üzücü. Benim gözlemlerime göre anneler en çok birileri öfkelendiğinde akıllara geliyor, hakaret etmek isteyen kişilerin aklına ilk önce anne geliyor, hakarete oradan başlıyor, sonra da mayıs ayının 2. pazar günü herkesin dilinde "tüm annelerimizin günü kutlu olsun" bu kadar basit yani 364 gün hakaret hakkını kendinde gör sonra tek günle aklanmış ol. 

Ne kadar yalan ve içinde ruh barındırmayan bir gün olduğu buradan belli oluyor zaten. Hem herkesin anneler günü aynı olabilir mi, herksin anne olduğu gün farklıdır, belki de hiç olamayanlar vardır. Bu günler aynı zamanda anne olamayanın ya da annesi hayatta bulunmayanın içini kanatmaz mı ? o halde neden bu kadar cafcaf var reklam var bu günler için? işte kapitalizm amca böyle istiyor, böyle besleniyor.  

Kadınlar günü meselesi ayrı bir ironi zaten, Sadece ülkemizde değil dünya genelinde de kadınlar sosyal hayatta var olma mücadelesi veriyor. Bu yüzden insan hakları diye bir kavram varken yanına kadın hakları diye bir kavram daha eklendi, Buna ihtiyaç duyulması insanlık için utanç verici olmalıydı esasında ama kimin umurunda...Bunlarla birlikte ülkemiz için kadın olmak içler acısı bir durum, gazetelerin 3. sayfalarının değişmeyen, bitmeyen haber malzemesi...8 Mart geldiğindeyse çiçek satışlarında bir patlama yaşanıyor, bir günlüğüne de olsa "kadınlar bir çiçektir" neticede...

Babalar gününe gelince daha çok sosyal medyada geçiştiriliyor denebilir, Diğer günlere göre daha az bir ekonomik hareketlilik olduğu söyleniyor. Babalarıyla iyi ilişkiler kurabilen çocuklar her zaman için şanslı ve mutludur . Bizim ülkemizde belli bölgelerde babaya ulaşmak biraz daha zor olabiliyor. Dolayısıyla her çocuk babasına karşı duygularını istediği gibi ifade edemeyebiliyor. Yine de tek bir güne indirgememek gerekir baba hakkını, baba sevgisini..

Özetle sevgilimize sürpriz yapmak, annemize, babamıza sevgimizi göstermek, kadınlarımızın değerini bilmek için belli tarihlere ihtiyacımız olmamalı. Her gün bizim, fırsat bulunan her an sürpriz yapılabilir, makbul olan da budur. Ayrıca sevgi sadece maddi araçlarla gösterilemeyecek kadar derin bir duygudur. Medyanın bize sunduğu tüketime gereksiz harcamalara girmenin bir anlamı yok. 

Ne mutlu sevgisini her an gösterebilene!!! 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yabancılaşmak

İnsanoğlu alem bir varlık doğrusu. Zamana göre nasıl da değişiyor. Hem fiziksel, hem ruhsal... hiç kimse başladığı gibi bitiremiyor hayatı....